Etkinliklerin Geri Bildirimleri

2026 Yılı
Alzheimer Hastalığında Son Gelişmeler Sempozyumu - 18.09.2026

Dünya Alzheimer Günü kapsamında gerçekleştirilen “Alzheimer Hastalığında Son Gelişmeler” Sempozyumu sonrasında uygulanan değerlendirme anketi; etkinliğin bilimsel içeriği, güncelliği, anlaşılabilirliği, bilgi ve farkındalığa katkısı, organizasyon yapısı ve katılımcı memnuniyeti açısından değerlendirilmesine olanak sağlamıştır. Sempozyuma 45 kişi katılmış olup anket toplam 28 katılımcı (%62.2) tarafından yanıtlanmıştır.

Ankete katılanların %92.9’unu lisans öğrencileri oluşturmuştur Akademik personel (%3.6) ve yüksek lisans (%3.6)  öğrencilerinin de ankete katılım göstermesi, sempozyumun farklı akademik düzeylerden katılımcılara ulaşabildiğini ortaya koymaktadır (Şekil 1.).

Şekil 1. Katılımcıların akademik statülerinin yüzdesel dağılımı.

Katılımcıların %28.6’sı bilimsel içerik ve konu kapsamının beklentilerini tamamen karşıladığını, %50’si büyük ölçüde karşıladığını, %17.9’u ise orta düzeyde karşıladığını belirtmiştir. Katılımcıların %3.6’sı ise bilimsel içerik ve konu kapsamının beklentilerini kısmen karşıladığını ifade etmiştir (Şekil 2).

Şekil 2. Katılımcıların konuşmanın bilimsel içeriği ve konu kapsamının beklentilerini karşılama düzeyine ilişkin değerlendirmeleri

Katılımcıların %96.4’ü sempozyumun Alzheimer hastalığına ilişkin bilgi ve farkındalık düzeylerini artırdığını ifade etmiştir. (Şekil 3.). Bu oran, etkinliğin yalnızca bilgi aktaran bir bilimsel program olmanın ötesinde, katılımcıların konuya yönelik farkındalığını güçlendiren etkili bir akademik paylaşım ortamı oluşturduğunu göstermektedir.

Şekil 3. Katılımcıların etkinliğin alanla ilgili bilgi ve farkındalık düzeylerine katkısına ilişkin değerlendirmeleri

Katılımcıların %96.4’ü sunumlarda verilen bilgileri anlaşılır ve takip edilebilir bulmuştur (Şekil 4.). Bu sonuç, bilimsel içeriğin açık bir anlatımla aktarılabildiğini ve farklı bilgi düzeylerindeki katılımcıların etkinliği kolaylıkla takip edebildiğini göstermektedir.

Şekil 4. Sunumlarda aktarılan bilgilerin anlaşılabilirliği ve takip edilebilirliğine ilişkin katılımcı değerlendirmeleri

Katılımcıların %96.4’ü etkinlikte ele alınan konuların güncel ve akademik ihtiyaçlara uygun olduğunu belirtmiştir (Şekil 5.). Bu değerlendirme, sempozyum programının alanın güncel bilimsel gündemiyle uyumlu biçimde oluşturulduğunu ve katılımcıların güncel bilgi ihtiyacına güçlü bir yanıt verdiğini ortaya koymaktadır.

Şekil 5. Etkinlikte ele alınan konuların güncellik ve akademik ihtiyaçlara uygunluğuna ilişkin katılımcı değerlendirmeleri

Katılımcıların %82.1’i etkinlik süresini içerik açısından yeterli bulduğunu belirtirken, %14.3’ü bu konuda kararsız olduğunu, %3.6’sı ise etkinlik süresini yeterli bulmadığını ifade etmiştir (Şekil 6). Bu bulgular birlikte değerlendirildiğinde, sempozyumun zamanlama, teknik koşullar ve içerik-süre dengesi açısından başarılı biçimde planlandığı ve verimli bir şekilde yürütüldüğü görülmektedir.

Şekil 6. Etkinlik süresinin içerik açısından yeterliliğine ilişkin katılımcı değerlendirmeleri

Diğer yandan, katılımcıların %32.1’i etkinlikten genel memnuniyet düzeyini “çok yüksek”, %50’si “yüksek”, %17.9’u ise “orta” olarak değerlendirmiştir (Şekil 7).

Şekil 7. Katılımcıların etkinliğe ilişkin genel memnuniyet düzeyleri

Benzer bir şekilde, katılımcıların açık uçlu değerlendirmelerinde bilimsel içerik, akademisyenlerin detaylı ve anlaşılır anlatımı, güncel ve merak uyandıran bir konunun ele alınması, Alzheimer hastalığının geçmişten günümüze uzanan klinik çerçevesinin sunulması, araştırma temelli yaklaşım ve etkinlik sonrasında deneyimli akademisyenlerle iletişim kurulabilmesi öne çıkmıştır. Bu görüşler, sempozyumun bilimsel bilgi paylaşımını akademik etkileşimle bir araya getiren güçlü bir platform oluşturduğunu göstermektedir.

Ayrıca, gelecekte gerçekleştirilecek bilimsel etkinliklerin içeriğinin daha da zenginleştirilmesine yönelik yapıcı öneriler de öne çıkmıştır. Bu kapsamda, güncel epidemiyolojik verilere daha fazla yer verilmesi, görsel materyal kullanımının artırılması, araştırmalara ilişkin ayrıntıların genişletilmesi ve bazı sunum başlıklarının daha kapsamlı ele alınması yönündeki görüşler dikkat çekmiştir.

Anket sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde, “Alzheimer Hastalığında Son Gelişmeler” Sempozyum etkinliğinin bilimsel içerik, güncellik, anlaşılabilirlik, bilgi ve farkındalık kazandırma, organizasyon ve genel katılımcı memnuniyeti açısından güçlü sonuçlar ortaya koyduğu görülmektedir. Katılımcı geri bildirimleri, sempozyumun güncel bilimsel bilginin paylaşılmasına, Alzheimer hastalığı konusunda farkındalığın artırılmasına ve akademisyenler ile katılımcılar arasındaki bilimsel etkileşimin desteklenmesine önemli katkı sağladığını göstermektedir.

Biyosensör Araştırmalarında Son Yenilikler Sempozyumu – 28.04.2026

DESAM Periyodik Konferans Serisi kapsamında düzenlenen “Biyosensör Araştırmalarında Son Yenilikler” başlıklı etkinliğe toplam 81 kişi katılmış olup, bunlardan 37’si (%45.68) etkinliğe ilişkin görüş ve değerlendirmelerini belirlemek amacıyla uygulanan ankete katılmıştır.

Anket sonuçlarına göre katılımcıların %51.4’ünü akademisyenler oluşturmaktadır. Katılımcıların %37.8’i lisans öğrencisi, %5.4’ü yüksek lisans öğrencisi, %2.7’si doktora öğrencisi ve %2.7’si ise kurum dışı katılımcıdır. Bu dağılım, etkinliğin farklı akademik düzeylerden ve mesleki gruplardan katılımcılara ulaştığını göstermektedir (Şekil 1).

Şekil 1. Katılımcıların akademik statülerine göre yüzdelik dağılımı.

Katılımcıların biyosensörler ve ilgili alanlara ilişkin ön bilgi düzeyleri değerlendirildiğinde, %44.4’ünün temel düzeyde, %33.3’ünün orta düzeyde, %13.9’unun ileri düzeyde bilgi sahibi olduğu, %8.3’ünün ise konuya ilişkin herhangi bir ön bilgiye sahip olmadığı belirlenmiştir (Şekil 2).

Şekil 2. Katılımcıların biyosensörler ve ilgili alanlardaki bilgi düzeylerine ilişkin öz değerlendirmeleri.

Katılımcıların etkinlik içeriğinin yararlılığına ilişkin değerlendirmeleri incelendiğinde, %75’i etkinlik içeriğini kesinlikle yararlı, %19.4’ü yararlı olarak değerlendirirken, %5.6’sı bu konuda kararsız kalmıştır. Katılımcıların hiçbirinin etkinlik içeriğini yararsız olarak değerlendirmediği görülmüştür (Şekil 3).

Şekil 3. Katılımcıların etkinlik içeriğinin yararlılığına ilişkin değerlendirmeleri.

Katılımcıların konuşmacıların konu alanındaki uzmanlıkları ile sunumların açıklık ve anlaşılırlığına ilişkin değerlendirmeleri incelendiğinde, %91.9’u bu özellikleri çok yüksek düzeyde, %5.4’ü yüksek düzeyde değerlendirirken, %2.7’si orta düzeyde değerlendirmiştir. Katılımcıların hiçbirinin olumsuz değerlendirmede bulunmadığı görülmüştür (Şekil 4).

Şekil 4. Katılımcıların konuşmacıların konu alanındaki uzmanlıkları ile sunumların açıklık ve anlaşılırlığına ilişkin değerlendirmeleri.

Bunun yanı sıra, katılımcıların konferans kapsamında edindikleri bilgilerin mesleki ve akademik gelişimlerine katkısına ilişkin değerlendirmeleri incelendiğinde, %73’ü bu katkıyı çok yüksek düzeyde, %21.6’sı yüksek düzeyde değerlendirirken, %2.7’si orta düzeyde değerlendirmiştir. Katılımcıların %2.7’si ise konferansta edindiği bilgilerin mesleki ve akademik gelişimine katkı sağlamayacağını belirtmiştir (Şekil 5).

Şekil 5. Katılımcıların konferans kapsamında edindikleri bilgilerin mesleki ve akademik gelişimlerine katkısına ilişkin değerlendirmeleri.

Benzer şekilde, katılımcıların etkinliğin biyosensörler alanına yönelik ilgilerini artırma düzeyine ilişkin değerlendirmeleri incelendiğinde, %70.3’ü etkinliğin ilgilerini çok yüksek düzeyde, %13.5’i ise yüksek düzeyde artırdığını belirtmiştir. Katılımcıların %10.8’i bu konuda kararsız kalırken, %5.4’ü etkinliğin biyosensörler alanına yönelik ilgilerini artırmadığını ifade etmiştir (Şekil 6).

Şekil 6. Etkinliğin katılımcıların biyosensörler alanına yönelik ilgilerini artırma düzeyine ilişkin değerlendirmeleri.

Bununla birlikte, etkinliğin katılımcıların biyosensörler alanında araştırma yapma istekleri üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde, katılımcıların %62.2’si araştırma yapma isteklerinin çok yüksek düzeyde, %16.2’si ise yüksek düzeyde arttığını belirtmiştir. Katılımcıların %13.5’i bu konuda kararsız kalırken, %8.1’i etkinliğin araştırma yapma isteklerini artırmadığını ifade etmiştir (Şekil 7).

Şekil 7. Etkinliğin katılımcıların biyosensörler alanında araştırma yapma istekleri üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmeleri.

Son olarak, katılımcıların bilimsel etkinliklerin düzenli olarak gerçekleştirilmesinin yararına ilişkin değerlendirmeleri incelendiğinde, %89.2’si bu tür etkinliklerin düzenli olarak gerçekleştirilmesinin faydalı olacağı görüşüne kesinlikle katıldığını, %10.8’i ise katıldığını belirtmiştir. Bu konuda kararsız veya olumsuz görüş bildiren katılımcı bulunmamıştır (Şekil 8).

Şekil 8. Katılımcıların bilimsel etkinliklerin düzenli olarak gerçekleştirilmesinin yararına ilişkin değerlendirmeleri.

Açık uçlu sorulara verilen yanıtlar incelendiğinde; nanoteknoloji, nanobiyosensörler, biyosensörlerin tıbbi uygulamaları, multidisipliner yaklaşım, konunun ilgi çekici niteliği ve sunum biçimi etkinliğin güçlü yönleri arasında öne çıkmıştır. Bu değerlendirmeler, etkinliğin biyosensör teknolojilerinin hem teorik hem de uygulamaya yönelik boyutlarının ele alınmasına olanak sağladığını göstermektedir.

Katılımcıların geliştirmeye açık alanlara ilişkin görüşleri incelendiğinde, etkinlik içeriğine yönelik yüksek ilginin daha geniş bir katılımcı kitlesine ulaşma beklentisini de beraberinde getirdiği görülmüştür. Bu kapsamda bazı katılımcılar, etkinlikte İngilizce açıklamalara daha fazla yer verilmesinin veya İngilizce destekli içeriklerin sunulmasının yararlı olacağını belirtmiştir.

Gelecekte düzenlenecek etkinlikler için önerilen konular arasında özellikle nanoteknoloji ve biyoinformatik öne çıkmıştır. Bunun yanı sıra ileri genetik, biyoteknoloji, epigenetik ve toksikoloji, mikrobiyoloji, nükleer tıp, tıbbi uygulamalar ve akıllı sensör teknolojileri gibi konular da önerilmiştir. Bu bulgular, katılımcıların moleküler bilimler, sağlık teknolojileri ve disiplinler arası araştırma alanlarına yönelik ilgilerinin devam ettiğini göstermektedir.

Genel olarak, “Biyosensör Araştırmalarındaki Güncel Gelişmeler” etkinliği katılımcılar tarafından yararlı, güncel, anlaşılır ve bilimsel açıdan ilgi çekici bir etkinlik olarak değerlendirilmiştir.

ISO 22000:2018 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi Eğitimi – 23.03.2026 – 24.03.2026

23–24 Mart 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen ISO 22000:2018 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi Eğitimi’ne toplam 78 kişi katılmış olup, eğitim sonrasında uygulanan değerlendirme anketi 42 katılımcı (%53.8) tarafından tamamlanmıştır.

Anket sonuçlarına göre katılımcıların büyük çoğunluğunu %66.7 ile lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Katılımcıların %23.8’i yüksek lisans öğrencisi, %4.8’i akademik personel, %2.4’ü idari personel ve %2.4’ü ise mezundur. Bu dağılım, eğitimin farklı akademik düzeylerden katılımcılara ulaştığını ve özellikle öğrenciler ile kariyerlerinin erken aşamasındaki araştırmacılar açısından ilgi çekici bir içerik sunduğunu göstermektedir (Şekil 1).

Şekil 1. Katılımcıların akademik statülerine göre yüzdelik dağılımı.

Katılımcıların %64.3’ü sunumun genel içeriğinin beklentilerini tamamen karşıladığını, %28.6’sı büyük ölçüde karşıladığını, %4.8’i orta düzeyde, %2.4’ü ise kısmen karşıladığını ifade etmiştir (Şekil 2).

Şekil 2. Sunumun bilimsel içeriği ve kapsamının katılımcıların beklentilerini karşılama düzeyine ilişkin değerlendirmelerin yüzdelik dağılımı.

Katılımcıların tamamı (%100), eğitimin gıda güvenliği alanındaki bilgi ve farkındalık düzeylerini artırdığını belirtmiştir. Bu bulgu, eğitimin temel amaçları arasında yer alan farkındalık oluşturma ve bilgi aktarımı açısından en yüksek düzeyde başarı sağladığını göstermektedir (Şekil 3).

Şekil 3. Etkinliğin katılımcıların alanla ilgili bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmasına ilişkin değerlendirmelerin yüzdelik dağılımı.

Benzer şekilde, tüm katılımcılar sunumların açık, anlaşılır ve kolay takip edilebilir olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, eğitim içeriği katılımcıların tamamı (%100) tarafından güncel ve akademik gereksinimlerle uyumlu olarak değerlendirilmiştir (Şekil 4).

Şekil 4. Etkinlikte ele alınan konuların güncelliği ve akademik ihtiyaçlara uygunluğuna ilişkin değerlendirmelerin yüzdelik dağılımı.

Eğitim süresinin yeterliliği değerlendirildiğinde, katılımcıların tamamı (%100) eğitim süresinin sunulan içerik açısından yeterli olduğunu belirtmiştir (Şekil 5). Bu bulgu, etkinliğin zaman planlaması açısından uygun ve dengeli bir şekilde yapılandırıldığını göstermektedir.

Şekil 5. Eğitim süresinin içerik açısından yeterliliğine ilişkin değerlendirmelerin yüzdelik dağılımı.

Katılımcıların eğitime ilişkin memnuniyet düzeyleri incelendiğinde, %57.1’inin memnuniyet düzeyini çok yüksek, %35.7’sinin yüksek ve %7.1’inin ise orta olarak değerlendirdiği görülmüştür (Şekil 6). Bu bulgular, etkinliğin genel memnuniyet açısından oldukça başarılı olduğunu ve katılımcıların beklentilerini büyük ölçüde karşıladığını ortaya koymaktadır.

Şekil 6. Katılımcıların eğitime ilişkin genel memnuniyet düzeylerinin dağılımı.

Katılımcıların %42.9’u bu tür eğitim etkinliklerinin daha sık düzenlenmesi gerektiğini belirtirken, %19’u her dönem, %11.9’u yılda iki kez ve %26.2’si yılda bir kez düzenlenmesini tercih ettiğini ifade etmiştir (Şekil 7). Bu bulgular, katılımcıların büyük çoğunluğunun eğitimi yararlı bulduğunu ve benzer eğitimlerin sürdürülebilir şekilde devam ettirilmesini desteklediğini göstermektedir.

Şekil 7. Katılımcıların eğitim etkinliklerinin düzenlenme sıklığına ilişkin görüşlerinin dağılımı.

Katılımcıların eğitim kapsamında en yararlı buldukları unsurlar incelendiğinde; özellikle güncel ve uygulamaya yönelik içerik sunulması, etkileşimli bir öğrenme ortamı oluşturmak amacıyla yararlı videolardan faydalanılması, alanında uzman eğitmenlerin deneyimlerini paylaşması, bilgilerin açık ve anlaşılır bir şekilde aktarılması ve eğitimin mesleki gelişime katkı sağlaması öne çıkan başlıca unsurlar olarak belirlenmiştir.

Katılımcıların geliştirmeye açık alanlara ilişkin görüşleri incelendiğinde, genel memnuniyet düzeyinin yüksek olmasına karşın eğitimin daha da geliştirilmesine yönelik bazı önerilerin bulunduğu görülmüştür. Bu kapsamda, eğitimlerin daha sık düzenlenmesi, içeriğin daha ayrıntılı ve bilimsel bir çerçevede ele alınması ve destekleyici materyallerin çeşitliliğinin artırılması başlıca öneriler arasında yer almıştır.

Sonuç olarak, elde edilen bulgular doğrultusunda eğitimin katılımcılara yüksek düzeyde fayda sağladığı ve benzer içeriklerle gelecekte de sürdürülmesinin önemli olduğu değerlendirilmektedir.

Fikrini Destekle: Proje Hazırlama ve Başvuru Süreçleri Sempozyumu - 13.03.2026

Fikrini Destekle: Proje Hazırlama ve Başvuru Süreçleri Sempozyumu sonrasında etkinliğe katılmış olan 30 katılımcıya, etkinliğe ilişkin görüşlerini değerlendirmek amacıyla bir anket uygulanmıştır. Anket toplam 14 katılımcı (%46,7) tarafından yanıtlanmış olup elde edilen veriler tematik başlıklar çerçevesinde analiz edilmiştir. Anket bulguları yalnızca nicel sonuçları değil, aynı zamanda katılımcıların etkinliğe ilişkin algılarını ve değerlendirmelerini de ortaya koyacak şekilde yorumlanarak aşağıda sunulmuştur.

Anket sonuçlarına göre katılımcıların akademik statüleri incelendiğinde grubun önemli bir bölümünün akademik çevreden oluştuğu görülmektedir. Katılımcıların %50’si profesör, %21,4’ü doçent, %14,3’ü lisans öğrencisi ve %7,1’i araştırma görevlisi statüsündedir. Bu dağılım, sempozyumun farklı akademik düzeylerden katılımcılara ulaşabildiğini ve özellikle akademik kariyerinin erken aşamasındaki araştırmacılar açısından ilgi çekici bir içerik sunduğunu göstermektedir. Katılımcıların akademik statülerine ilişkin yüzdelik dağılımlar Şekil 1’de sunulmuştur.


Şekil 1. Katılımcıların akademik statülerinin yüzdesel dağılımı.

Katılımcıların proje deneyimleri değerlendirildiğinde %78,6’sının daha önce ulusal veya uluslararası herhangi bir araştırma projesinde yer almadığı, %21,4’ünün ise proje deneyimine sahip olduğu görülmektedir. Bu bulgu, etkinliğin özellikle proje hazırlama ve başvuru süreçleri konusunda deneyimi sınırlı olan araştırmacılar için önemli bir bilgi ve farkındalık kaynağı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla sempozyumun yalnızca deneyimli araştırmacılar için değil, aynı zamanda akademik kariyerinin başlangıç aşamasında olan bireyler için de yol gösterici bir işlev gördüğü değerlendirilmektedir.

Fon başvurularına ilişkin sonuçlar incelendiğinde katılımcıların farklı fon kaynakları konusunda çeşitli deneyimlere sahip olduğu görülmektedir. Katılımcıların %71,4’ü daha önce BAP projelerine, %42,9’u TÜBİTAK projelerine, %35,7’si Avrupa Birliği projelerine ve %35,7’si diğer uluslararası fon kaynaklarına başvuruda bulunduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte katılımcıların %21,4’ünün daha önce herhangi bir fon başvurusu yapmamış olması, akademik topluluk içinde proje yazımı ve fon kaynaklarına erişim konusunda hâlen geliştirilmesi gereken bir potansiyelin bulunduğunu göstermektedir. Etkinlik sonrasında gerçekleştirilen değerlendirmede ise katılımcıların %92,9’unun sempozyum sayesinde yeni fon kaynakları hakkında bilgi edindiğini belirtmesi, sempozyumun bu alandaki farkındalık ve bilgilendirme işlevini güçlü biçimde ortaya koymaktadır. Bu bağlamda sempozyumun, katılımcıların proje hazırlama süreçlerine yönelik farkındalıklarını artıran ve onları proje üretimine teşvik eden bir platform oluşturduğu söylenebilir. Soruya ilişkin sonuçlar Şekil 2’de sunulmuştur.


Şekil 2. Katılımcıların daha önce başvurmuş oldukları fon kaynakları

Etkinliğin program süresi ve akışı incelendiğinde katılımcıların büyük çoğunluğu program süresini yeterli bulduğunu bildirmiştir. Katılımcıların %92,9’u program süresinin uygun olduğunu, %7,1’i ise etkinliğin daha uzun sürebileceğini ifade etmiştir.

Etkinlik kapsamında proje hazırlama ve fon başvuru süreçlerine ilişkin farklı alt başlıklar ele alınmıştır. Katılımcılara oturumlar arasında akademik açıdan en faydalı buldukları içerikler sorulduğunda katılımcıların önemli bir kısmı (%57,1) tüm oturumların benzer düzeyde faydalı olduğunu ifade etmiştir. Bu durum, etkinlik programının bütüncül bir şekilde planlandığını ve farklı başlıkların katılımcılar açısından tamamlayıcı bir rol oynadığını göstermektedir.

Bununla birlikte “Uluslararası Fon Kaynakları” başlıklı oturum %21,4 oranıyla en fazla faydalı bulunan oturum olarak öne çıkmıştır. Ayrıca TÜBİTAK ARDEB başvuru süreçleri ve YDÜ-BAP proje başvuru süreci başlıklı oturumlar da katılımcılar tarafından önemli ve faydalı bulunan içerikler arasında yer almıştır.

Sempozyumun proje başvurusu yapma motivasyonuna etkisi incelendiğinde katılımcıların %92,9’unun motivasyonlarının arttığını ifade ettiği görülmektedir. Benzer şekilde katılımcıların %92,9’u etkinlik sayesinde yeni fon kaynakları hakkında bilgi edindiklerini belirtmiştir. Bu bulgular sempozyumun yalnızca bilgilendirici bir etkinlik olmanın ötesinde katılımcıların akademik üretkenliğini teşvik eden ve proje geliştirme konusunda motivasyon sağlayan bir işlev gördüğünü göstermektedir.

Katılımcıların sempozyumun akademik katkısına ilişkin değerlendirmeleri oldukça olumlu bir tablo ortaya koymaktadır. Katılımcıların tamamı (%100) sempozyumun genel içeriğinin akademik açıdan faydalı olduğunu belirtmiştir. Benzer şekilde katılımcıların tamamı etkinliğin proje yazımı ve başvuru süreçleri hakkında yeni bilgiler edinmelerini sağladığını ifade etmiştir. Sunumların anlaşılabilirliği ve içeriklerin akademik ihtiyaçlara uygunluğu açısından yapılan değerlendirmelerde de tüm katılımcıların (%100) olumlu görüş bildirdiği görülmektedir. Bu durum, etkinliğin içerik planlamasının katılımcıların beklenti ve ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirildiğini ve sunumların akademik düzey açısından uygun bir yapı sergilediğini göstermektedir. Etkinlik sonunda gerçekleştirilen tartışma ve soru-cevap bölümünün katılımcılar açısından oldukça faydalı olduğu bildirilmiştir. Katılımcıların tamamı (%100) bu bölümün yararlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bulgu, etkinlikte katılımcı etkileşiminin güçlü olduğunu ve bilgi aktarımının yalnızca tek yönlü bir sunum formatında kalmayıp karşılıklı etkileşim yoluyla da desteklendiğini göstermektedir. Ayrıca katılımcıların tamamı benzer etkinliklerin yeniden düzenlenmesini istediklerini belirtmiş olup bu durum etkinliğin akademik topluluk tarafından olumlu karşılandığını ortaya koymaktadır.

Etkinlikten genel memnuniyet düzeyi değerlendirildiğinde katılımcıların %50’si memnuniyet düzeyini “yüksek”, %35,7’si “çok yüksek” ve %7,1’i ise “orta” olarak belirtmiştir. Bu sonuçlar katılımcıların büyük çoğunluğunun etkinliği olumlu değerlendirdiğini ve sempozyumun genel olarak beklentileri karşılayan bir organizasyon olduğunu göstermektedir.
Etkinliklerin hangi sıklıkla yapılması gerektiği sorusuna verilen yanıtlar incelendiğinde katılımcıların %42,9’unun bu tür etkinliklerin yılda iki kez düzenlenmesini uygun gördüğü, %35,7’sinin her dönem yapılabileceğini düşündüğü ve %21,4’ünün yılda bir kez yapılmasının yeterli olacağını ifade ettiği görülmektedir (Şekil 3.). Bu bulgular katılımcıların proje yazımı ve fon kaynakları konularında düzenli bilgi paylaşımına ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.


Şekil 3. Katılımcıların “Bu tür etkinlikler sizce hangi sıklıkla düzenlenmelidir?” sorusuna verdikleri yanıtların dağılımı

Katılımcıların açık uçlu yanıtları incelendiğinde etkinliğin en faydalı yönleri arasında güncel bilgi paylaşımı, farklı fon kaynaklarının tanıtılması, deneyim aktarımı ve katılımcıların soru sorabilmesine olanak sağlayan samimi bir ortamın oluşturulması gibi unsurların öne çıktığı görülmektedir. Ayrıca bazı katılımcılar etkinliğin araştırma ufkunu genişleten ve yeni proje fikirlerinin oluşmasına katkı sağlayan bir platform sunduğunu ifade etmiştir.

Bununla birlikte etkinliğin geliştirilmesine yönelik bazı öneriler de dile getirilmiştir. Bu öneriler arasında etkinliğin daha erken duyurulması, uygulamaya yönelik örneklerin artırılması, sunumların daha takip edilebilir hale getirilmesi ve farklı disiplinlerden proje deneyimlerinin paylaşılması gibi öneriler yer almaktadır. Bu geri bildirimler, gelecekte düzenlenecek benzer etkinliklerin içerik ve organizasyon açısından daha da güçlendirilmesine katkı sağlayabilecek niteliktedir.

Genel olarak değerlendirildiğinde sempozyumun akademik açıdan faydalı, bilgilendirici ve motivasyon artırıcı bir etkinlik olduğu görülmektedir. Katılımcıların büyük çoğunluğunun proje deneyiminin sınırlı olduğu dikkate alındığında, etkinliğin özellikle proje yazımı, fon kaynaklarına erişim ve akademik işbirlikleri konularında önemli bir farkındalık oluşturduğu söylenebilir.

Ayrıca etkinliğin içerik yapısı, sunumların anlaşılabilirliği ve tartışma ortamı katılımcılar tarafından olumlu değerlendirilmiş; benzer etkinliklerin gelecekte de düzenlenmesi yönünde güçlü bir talep ortaya çıkmıştır.

CERN’de Yenileme ve Geliştirme Çalışmaları Konferansı - 26.02.2026

DESAM Periyodik Konferanslar Serisi kapsamında “CERN’de Yenileme ve Geliştirme Çalışmaları” başlığıyla 26 Şubat 2026 tarihinde düzenlenen konferansın ardından gerçekleştirilen geri bildirim anketine 10 katılımcı (%76.9) yanıt vermiştir. Anket sonuçları doğrultusunda katılımcı değerlendirmeleri; etkinliğin bilimsel içeriği ve kapsamı, sunum süresi, soru-cevap bölümü, bilgi ve farkındalığa katkısı, DESAM Periyodik Konferanslarının genel yararı, bu tür etkinliklerin düzenlenme sıklığı ve kurumsal görünürlüğe katkısı açısından incelenmiştir.

Anket bulgularına göre, değerlendirme anketini yanıtlayan katılımcıların tamamı (%100) akademik personeldir.

Sunumun bilimsel içeriği ve kapsamına ilişkin anket sonuçları incelendiğinde, katılımcıların %50’si içeriğin beklentilerini tamamen karşıladığını, %40’ı büyük ölçüde karşıladığını ve %10’u kısmen karşıladığını belirtmiştir (Şekil 1). Bu bulgular, etkinliğin konu seçimi ve bilimsel çerçevesinin katılımcı beklentileriyle büyük ölçüde örtüştüğünü ve akademik dinleyici kitlesi tarafından olumlu karşılandığını düşündürmektedir.

Şekil 1. Sunumun bilimsel içeriği ve kapsamının katılımcıların beklentilerini karşılama düzeyine ilişkin değerlendirmelerin yüzdelik dağılımı.

İçeriğin aktarılması açısından sunum süresinin uygunluğu değerlendirildiğinde, katılımcıların %90’ı sunum süresi hakkında olumlu görüş bildirmiştir. Aynı konunun farklı bir konuşmacı tarafından yeniden ele alınmasının istenip istenmediğine ilişkin soruya katılımcıların %20’si “evet”, %70’i “hayır” ve %10’u “kararsızım” yanıtını vermiştir. Bu dağılım, katılımcıların çoğunluğunun mevcut konuşmacının sunumundan memnun kaldığını ve konunun farklı bir konuşmacı tarafından yeniden ele alınmasına ihtiyaç duymadığını göstermektedir (Şekil 2).

Şekil 2. Konunun farklı bir konuşmacı tarafından yeniden ele alınmasına ilişkin katılımcı görüşlerinin yüzdelik dağılımı.

Soru-cevap bölümüne ilişkin değerlendirmede, katılımcıların tamamı (%100) etkinliğin bu bölümünü yararlı bulduğunu belirtmiştir. Bu bulgu, etkinliğin etkileşimli yapısının katılımcılar açısından önemli bir güçlü yön olduğunu ve doğrudan soru sorma ile tartışmaya katılma olanağının etkinliğin genel etkililiğini artırdığını göstermektedir. Ayrıca, katılımcıların %90’ı etkinliğin alanla ilgili bilgi ve farkındalık düzeylerini artırdığını belirtirken, %10’u bu görüşe katılmadığını ifade etmiştir (Şekil 3). Bu sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde, etkinliğin yalnızca etkileşimli katılımı desteklemekle kalmadığı, aynı zamanda katılımcıların konuya ilişkin bilgi ve farkındalıklarının gelişmesine de önemli ölçüde katkı sağladığı görülmektedir.

Şekil 3. Etkinliğin alanla ilgili bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmasına ilişkin katılımcı değerlendirmelerinin yüzdelik dağılımı.

DESAM Periyodik Konferanslarının genel yararı değerlendirildiğinde, katılımcıların %60’ı konferansları çok yararlı, %30’u yararlı ve %10’u orta düzeyde yararlı olarak nitelendirmiştir (Şekil 4).

Şekil 4. Katılımcıların DESAM Periyodik Konferanslarına ilişkin genel memnuniyet düzeylerinin yüzdelik dağılımı.

DESAM Periyodik Konferanslar Serisinin daha sık düzenlenmesine ilişkin olarak katılımcıların %70’i olumlu görüş bildirirken, %20’si kararsız olduğunu, %10’u ise konferansların daha sık düzenlenmesini istemediğini belirtmiştir (Şekil 5). Bu sonuç, katılımcıların çoğunluğunun etkinliklerin daha sık gerçekleştirilmesini desteklediğini ve konferans serisinin sürdürülmesi ile daha düzenli biçimde gerçekleştirilmesine yönelik belirgin bir talep bulunduğunu göstermektedir.

Şekil 5. DESAM Periyodik Konferanslar Serisinin daha sık düzenlenmesine ilişkin katılımcı görüşlerinin yüzdelik dağılımı.

Kurumsal görünürlük değerlendirmesinde katılımcıların tamamı (%100), DESAM Periyodik Konferanslar Serisinin hem DESAM’ın hem de üniversitenin görünürlüğünü artırdığını belirtmiştir (Şekil 6). Bu sonuç, konferans serisinin bilimsel bilgi paylaşımının yanı sıra kurumsal tanınırlığı ve görünürlüğü destekleyen etkili bir araç olarak algılandığını göstermektedir.

Şekil 6. DESAM Periyodik Konferanslar Serisinin DESAM’ın ve üniversitenin kurumsal görünürlüğüne katkısına ilişkin katılımcı değerlendirmelerinin yüzdelik dağılımı.

Genel olarak, “CERN’de Yenileme ve Geliştirme Çalışmaları” etkinliği, değerlendirme anketini yanıtlayan akademik personel tarafından bilimsel içerik, sunum süresi, soru-cevap etkileşimi, bilgi ve farkındalığa katkı ile kurumsal görünürlük açısından olumlu değerlendirilmiştir. Özellikle soru-cevap bölümünün katılımcıların tamamı tarafından yararlı bulunması ve tüm katılımcıların konferans serisinin hem DESAM’ın hem de üniversitenin görünürlüğünü artırdığını belirtmesi, etkinliğin öne çıkan güçlü yönleridir. Ayrıca katılımcıların %70’inin konferans serisinin daha sık düzenlenmesini desteklemesi, benzer bilimsel etkinliklerin sürdürülmesine yönelik güçlü bir ilgi bulunduğunu göstermektedir.

2025 Yılı
Fikrî Mülkiyet Farkındalık Toplantısı Etkinlik Değerlendirme Raporu - 27.10.2025

27.10.2025 tarihinde, DESAM Araştırma Enstitüsü & NERITA iş birliğiyle SKA 4,8 ve 9 kapsamında, YDÜ Hastane 101 No’lu Derslikte düzenlenen Fikrî Mülkiyet Farkındalık Toplantısı’na ilişkin değerlendirme anketi sonuçları aşağıda sunulmaktadır.

Toplantı sonunda toplantıya katılmış olan 33 katılımcıya toplam 8 soru yöneltilmiş olup, 11 katılımcı anketi yanıtlamıştır. Anketi cevaplayan katılımcıların %90,9’u akademisyenlerden, %9,1’i ise diğer katılımcılardan (öğrenci/araştırmacı/akademisyen olmayan) oluşmaktadır.

Katılımcıların %72,7’si toplantının genel içeriğini çok faydalı, %27,3’ü ise faydalı olarak değerlendirmiştir. Toplantı süresi ve program akışı, katılımcıların %90,9’u tarafından uygun bulunurken, %9,1’i toplantı konusunun daha kısa sürede aktarılabileceğini ifade etmiştir. Katılımcıların tamamı, toplantı kapsamında ele alınan konuların araştırma çıktılarına ve patent süreçlerine katkı sağlayacağını belirtmiştir.

Değerlendirme anketi sonuçlarına göre, katılımcıların %63,6’sı, toplantı sonrasında elinde patent adayı olabilecek bir ürün veya fikir bulunduğunu, %36,4’ü ise şu aşamada böyle bir ürün veya fikre sahip olmadığını ifade etmiştir. Katılımcıların bu ürün veya fikirle patent başvurusu yapma niyetleri değerlendirildiğinde, %72,7’sinin patent başvurusu yapmayı planladığı görülmüştür.

Katılımcıların tamamı, benzer bir Fikrî Mülkiyet Farkındalık Toplantısı’nın yeniden düzenlenmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir. Gelecekte gerçekleştirilecek benzer etkinliklerde ele alınması istenen konular incelendiğinde, özellikle patent ve faydalı model başvuru süreçlerine ilişkin uygulamalı ve detaylı içeriklere ağırlık verilmesi talep edilmiştir. Bu kapsamda; kurumsal ve bireysel başvuru süreçleri, başvuru aşamaları, veri kaydı ve örnek vakalar üzerinden süreçlerin ayrıntılı biçimde açıklanması katılımcılar tarafından en sık dile getirilen başlıklar arasında yer almıştır. Ayrıca, patent başvurusunun nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin yönlendirici ve pratik bilgilere duyulan ihtiyaç açıkça ifade edilmiştir.

Anket Sonuçlarının İstatistiksel Bulguları: